Kitap Dostumdan Kitap Hediyeleri Aldım!


İnstagram hayatına karıştıktan kısa bir süre instagram sayfam kişisel hesaptan kitap hesabına doğru evrildi. Bu özellikle yaptığım bir şey değildi ama akışa bırakmamın sonucunda ortaya çıktı. Bu sürede de birçok insan tanıdım, belli projelere dahil oldum, bazı işlere ortak oldum. Hepsi çok ama çok keyifli birer anı oldu benim için.
Ancak en güzeli, gerçek bir dost kazanmaktı sanırım. Gamze ile bir kitap - yazar projesinde tanışma fırsatı buldum. Yazardan gelen bazı kitapların projelerine aldı beni, birlikte okuduk ve yorumladık. Bu projelere dahil olurken çok çekindim. Tarzımdan oldukça uzak ve hiç aşina olmadığım kalemlerle ilerleyebilir miyim, bana bir şey katar mı diye çok düşündüm. Hatta ve hatta bir süre sonra acaba devam etmesem mi? derken buldum kendimi...
Fakat sonra!
Okuma anlamında birçok algımın değiştiğini itiraf etmeliyim. Eksik ya da tam yazılmış olması hiç fark etmez farklı yorum ve hataları görmek bile keyif vermeye başladı. Özellikle bende çok iz bırakan ve belki arayarak karşıma çıkması imkansız bazı kitaplara da denk geldim. Bunların en başında da Annemden Sonra kitabı geliyor. Annelerle ilgili yazılmış tüm kitaplara ayrı bir ilgi duyuyorum içimde duran o anne hasretinden ötürü... Ancak bu kitabın akışı, kurgusu, dili öyle muazzamdı ki... Herhalde o kitanı hiç unutmayacağım...

Bir diğer kitap da kanser ile erken yaşta tanışmış, bu uğurda ne yazık ki kolunu kaybetmiş olan yazarımızın ''Bir Bezelye Tanesi'' kitabıydı.
Kanser öyle bir süreç ki, yaşamadan anlamak mümkün değil. Okumak, hissetmek yetmez... Allah yaşatmasın. 8-9 sene bununla mücadele etmiş, annesi gözlerinin önünde erimiş ve savaşı kaybetmiş birisi olarak okurken o korkuları, endişeleri, hayal kırıklıklarını derinden hissettim. Bu nedenle bu kitap da benim kitaplık baş köşemde ''bak, sev ve şükret''' demek için duruyor.

Arzuhal.
Gerçek bir önyargıyla bir süre kenarda beklettiğim, bu tarz kitaplardan hep çekindiğimi düşünsem de Gamze'nin okuma grubuna davet alınca bir okuyayım, bakayım dedim. Sandığımdan çok daha farklı bir kitap çıktı. Yalan yok, beğendim de... Sonrasında da kendimi üstüne araştırmalar yaparken buldum.

Sahi...
Buraya nasıl geldik? Ben bambaşka bir şeyler anlatacaktım. İyisi mi konumuza dönelim :')


* * *

İki Entrika Bir Düğün - İsmail 


Geçtiğimiz günlerin birinde yaptığımız bir telefon görüşmesinde kitaplar hakkında konuşurken farklı bir tarzda kitap okumamı istediğini söyledi. Birkaç öneri yaptı hatta. Ancak benden hızlı davrandı ve telefonu kapatır kapatmaz bir mesaj geldi, kitap siparişine dair... Can'ım... :)

O aralar güldüren kitaplar arıyordum. Kafa dağıtmak ve eğlenmek için. Onun üstüne bana tavsiye ettiği; İki Entrika Bir Düğün - İsmail kitabıydı. Ondan başlamak istiyorum bu sebeple... Çünkü bugün hem güldüren, hem heyecanlandıran hem de duygusal açıdan insanı oradan oraya savuran üç kitaptan bahsedeceğim.

İki Entrika Bir Düğün İsmail muazzam bir komedi kitabıydı. Seksenler dizisini izlediniz mi? Onun havası vardı içerisinde. Komşu kızı, minibüsçü, mahalleli...
Atışmalarla başlayan iki gencin tanışması ile başlayan bir serüvene ortak oluyorsunuz okurken. Özellikle İnci'nin sevdiği adamı sinir etme girişimleri öyle hayatın içerisinden alınmış ve güzeldi ki. Bazen aaaa ama uzatma derken bazen de yürü be kızım derken buldum kendimi.

İsmail'in annesi oğluna sonu başarısızlıkla sonuçlanan gelin arama serüvenlerinde yüzerken mahallelerine taşınan İnci ile de aslında bu eşsiz yolculuk başlamış oluyor. Bolca güldüren, güldürürken sürekli ''şimdi ne olacak? '' dedirten anlar vardı. Ben bir de okurken Ayfer Tunç'un Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek kitabındaki o samimi ve sıcak havayı bulduğumu fark ettim.

İki gencin yerli yersiz tartışmaları mahalle halkı ve Ayten Sultan'ın da içinde olduğu bir kaosa itiyor ve bir süre sonra İsmail delikanlılığa leke sürdürmemek İnci'de kötü kız olmamak için uğraştıkça uğraşıyor. Ama bir şey diyeyim, Ayten Sultan tam bir sultan! Tam bir mahallenin yaşlıca, çöpçatan teyzesi... Özleyeceğim onu :)
Hayatın tam içinden çıkıp gelen, güldürürken eğlendiren ve aaaa bak bu olaylar bizim mahallede de olmuştu dedirten cinsten kitabı bence bir okuyun derim ^^ Çok eğlendim!



* * *

Duygu - ''Bekir candı, Ali kandı, Sedat aşktı...''


İşte can alıcı, duygusallığın dibine vurduran bambaşka bir kitap; Duygu.
Anne sevgisinden uzak, babanın verdiği o güven ve huzur duygusundan uzak hayatta ayakta kalmayan çalışan duygusal kızımız Duygu'nun develerim olarak tanımladığı üç kişi var hayatında. Ali, Bekir ve Sedat. Bunların üçü de özellikle aranıp bulunmuş gibi tam bir psikopat topluluğu... Ama kalpleri. O bambaşka.

Duygu'nun babası savcı.Bu nedenle de tehditler hiç eksik olmuyor. Bu süreçte de kaçırılıyor ve kendisi henüz 17 yaşında. Yaşadıklarını tek tek yazmak istemiyorum ama okurken göğsünüz sıkışacak...

Sado yani Sedat kızın kaçırıldığını duyunca memleketin altını üstüne getiriyor ve iki ayın sonunda Duygu'ya ulaşıyor. Bulduğu zamanki manzara tam bir yürek yarası. Babası kızının gözleri önünde öldürülmüş, Duygu eziyet yaralarından tanınmaz halde ve insanlıktan çıkmış bir durumda. Duygu'ya öyle güzel bakıyor ki bizim Sado, Duygu'nun yeniden kendi ayaklarının üstüne basmaması mümkün değil. Ah Sado :)

Güzel sevmek nedir, zorluklarla mücadele etmek nedir kitabının yazılı kanıtıdır bu kitap. Bu arada bu üçlünün mafyamsı hallerini öyle madde bağımlılığı vs. gibi kötü alışkanlıklar üzerine kurulu olduğunu düşünmeyin. Tamamen iyiliği yaymak ve kötülükleri cezalandırmak adına namlı üç tip düşünün... Tam olarak öyle. Bu üç adam Duygu için hayatlarını vermeye hazır, onu çok seven ve koruyan develer :)
Bu kitabı okuyun.
Duygulanın, üzülün, güzel seven insanlar tanıyın... Ve mutlaka şans verin. Eminim çok ama çok beğeneceksiniz.

Kitabın diğer karakterlerinin devamı da var. Onların da siparişini verdim bu sabah. Okuyacağım, bol bol...

İkinci tavsiyem de bu olsun.

10/9 diyeceğim o bir puanı da Deniz karakterini nedense gereksiz bulduğum ve istemediğim için... Her şey çok güzelken patron bozuntusu Deniz'in varlığı nedense çok da hoşuma gitti denmez. Ha kitabın bütünlüğü ve güzelliği açısından kitabın genel yorumu nasıldı derseniz, harika ötesi...



Kimliksiz


Bu kitaptan bahsetmeden hemen önce biraz yazardan bahsetmek istiyorum. Yazarın muazzam, akıl almaz bir dili var. O kadar başarılı, öyle akıcı bir kaleme sahip ki... Nasıl ya? demeden geçemedim. Güncel konulardan, uberden bahsederken karakomedi dili, mizah sanatına dokunuşu öyle başarılı ki. Bu yazarın nasıl keşfeldilmek için geç kalındığını anlamadım. Bu kitap şüphesiz nasıl çok satanlar kategorisine girmedi, nasıl daha çok tanınıp okunmadı gerçekten anlamadım.

Bu üç kitap arasında şüphesiz dili en başarılı, kurgusu en heyecanlı kitap kesinlikle buydu. Belki de konu ve teması nedeniyle böyleydi bilmiyorum ama gerçekten çok sevdim. Kitabın aralarına serpiştirilmiş güncel konuların olması da beni daha çok içine çekti.

Yazar çok güzel bir karakter oluşturmuş. Hayran kalmamak elde değil.
Deryal.
Nam-ı diğer Kimliksiz.
Ve onun hayatını değiştirmek üzere hayatına karışan Burcu.
Psikopat, sırlarla dolu, ne olduğu, kim olduğu tamamen bir sır gibi olan Deryal'in hayatında Burcu nasıl bir noktaya ulaşacak?
Burcu bu hayata nasıl girecek, bu hayatta varlığını hangi sıfatla koruyacak? Duyguları işinden ayrı tutmak konusunda ne kadar profesyonel kalabilecek? gibi sorularla kitabı özetlemem mümkün olur sanırım.

‘Onu göremese de iyi tanıyordu. O, “Kimliksiz”di.’

Ama sonu!
Ah o kitabın sonuuuuuuu!
Ondan bahsetmeyeceğim ama şüphesiz ki muazzam bir kitaptı. Bence bu kalemi, bu başarıyı ve bu yazarı tanımadan başka kitaplar aramayın. Yeni, çok başarılı ve keyifli bir şeyler arıyorsanız... Yer yer aşk ve yer yer de polisiye olsun diyorsanız... İçine de bolca heyecan katsınlar diye de ekliyorsanız.
Doğru yerdesiniz.
Yazarı ve kitabını mutlaka araştırın ve okuyun diyerek 10/10 puanımı da buraya iliştiriyorum.
Ve dip bir not; Favorim sensin Deryal!

CONVERSATION

0 Yorumlar:

Yorum Gönder