Haruki Murakami Ve Kitapları Hakkında





Ya çok sevilir ya da hiç sevilmez.
Ya övülür ya da çok eleştirilir.
Ya tüm kitapları başka bir dünya olarak adlandırılır ya da tüm kitapları birbirinin kopyası denir.
Evet, Haruki Murakami'den bahsediyorum.
Bu yazımda uzun uzun kendisinden ve edebiyat hayatından bahsetmek istiyorum. Kendisini çok seviyorum ya da kitapları muhteşem gibi bir yazı yazmak yerine biraz olsun Murakami'yi anlatabilmek, hayatı ve yazarlık dünyası hakkında bilgi verebilmek istiyorum.
Kim bilir hem...
Belki hiç sevmeyene bir kapı açarım, sevmesi için...
Ya da hiç tanımayan birine tanışma bileti keserim bu yazıyla... :)

Bundan birkaç sene önce instagram hesabımı yeni açtığım dönemde bir arkadaşla tanışmıştım. Kitaplar hakkında konuşurken Haruki Murakami'nin Kumdanı Öldürmek kitabından bahsetmişti. O kadar sevmişti ki kitabı haftalarca hikaye paylaşıp durmuştu. Bunun üstüne bende hiç tanımadığım ve okumadığım bir yazar olduğu için merak edip almıştım kitabını. İşte o gün aslında benim Haruki Murakami sevgimin ve kitaplarını biriktirme serüvenim başlamış oldu.

Öncelikle biraz Murakami hakkında ortaya atılan görüşlerden bahsetmek istiyorum çünkü ben kitabı almadan evvel öyle yorumlar okumuştum ki, kitabı okurken sürekli kelimelerini irdelemeye çalışmıştım. İyi ki de okumuşum diyorum şimdi.
Yazar tam bir müzik tutkunu. Öyle gelişi güzel müzikler de değil. Tüm kitaplarında okuyucuya resmen bir Playlist çıkartıyor. Hepsi birbirinden güzel. Ama müzik elbette bir tarz meselesi. Ama onun kaliteli müzisyenlerden bahsetmeyi kendine borç bilen bir duruşu var zaten. Ve ayrıca tam bir Beatles hayranı... Aman aman sevmesem de zaman içerisinde Beatles'ın tüm müziklerine aşina oldum. Şimdi ise playlistimin baş köşesindeler.

Aynı zamanda kitaplarında markalara çok denk geliyorsunuz. Araba markası, televizyon markası gibi... Bu konuda yoğun bir eleştiri alsa da bunu bir reklam olarak yapmadığını belirtebilirim. Zira oraya iliştirdiği bir markadan ücret almak gibi bir amacı yok zaten. Haruki Murakami gerçeklik ile gerçek dışı dünya arasında köprü kuran bir yazar olduğu için gerçeklik kavramını da hayatın içerisinden çekip çıkartıyor. Marka, müzik gibi kavramları da gerçekliği sağlamlaştırmak için kullanıyor. Beni rahatsız etmek bir yana dursun, keyiften dört köşe bir hale getiriyor. Gerçek dışı dünyanın içerisinde yüzerken gerçekliğin orta yerine düşme hissi bana ciddi bir haz veriyor. İstisnasız her kitabında bu hissi yaşamak mümkün.

Haruki Murakami Japonya'da doğmuş bir yazardır. Ancak kendi ülkesinde ciddi bir eleştiri kitlesine sahip. Dini ve kültürel hayata bakış açısından dolayı ciddi bir karşıt kesime sahip. Bu nedenlerden ötürü 1986 yılında ülkesinden ayrılmış ve bir süre Amerika'da yaşamıştır. Eleştirilere karşı duyarsız ve tarafsız kalmaya çalışan bir yapısı olan yazar hayatının hiçbir döneminde bu süreçlere dahil olmamıştır da aynı zamanda. Kendisi hakkında araştırma yaptığınızda yaşanan bu algılara herhangi bir cevap vermediğini görmek mümkündür.

Birbirinden farklı kitaplar yazmış olsa da, hatta aralarında yıllar olan farklı kitapların hepsinin bir şekilde birbirleri ile kesiştiği noktalar var. Fakat o bağlamlar öyle başarılı ki hangi kitaptan başlarsanız başlayın ya da okumadığınız kaç tane kitabı olursa olsun asla bir şey kaçırmanız söz konusu olmuyor. Bunu da aynı karakterleri farklı noktalarda kullanarak gerçekleştiriyor. Bence Haruki Murakami'nin en büyük karakter dostu Koyun Adam'dır diye düşünüyorum. Koyun Adam'ı en iyi tanıttığı kitap da Yaban Koyununun İzinde kitabıdır.

Ne bir bilim kurgu demek mümkün, ne de yalnızca roman... 
Sıra dışı, insanüstü kavramlara yer vermesiyle beraber bir o kadar da olağan süreçlere yer verdiği için gerçekten kendine has bir tarzı olduğunu belirtip hakkını vermek gerek. Gerçek dışı kurgularını kullanarak muazzam bir eleştiri yapan Murakami aslında çok ince ve önemli mesajlar vermeyi de başarıyor her kitabında. 
Tüm kitaplarını okumuş, hepsini almış birisi olarak diyebilirim ki hepsinin sayfalarca altını çizdiğim yerler var.

Çok iyi bir çevirmen, ingilizceye çok hakim bir yazar olan Murakami aynı zamanda sporla da yakından ilgileniyor ve koşuyla pek haşır neşir.
Kitaplarını önce ingilizceye, ingilizceden de japoncaya çevirdiğini okudum bazı kaynaklarda. Bunun temelinde de bazı duygu ve deyişlerin tam karşılığını ingilizcede bulduğunu okumuştum ancak ne kadar doğrudur, bilemiyorum.
Kitapları hangi dilde yazdığı değil, yazdığı dilden dilimize çevirisinin kalitesidir okuyucu için önemli olan. Kitabın çevirisindeki kalite kitabın altın kuralıdır çünkü. Ya sevdirir ya da nefret ettirir. Fakat Haruki Murakami kitaplarının Türkçe çevirmenleri gerçekten kusursuz diyebilirim.

Sporla ilgilendiğinden bahsetmiştim. Bol bol koştuğunu biliyorum hatta bu konuyla ilgili yazdığı Koşmasaydım Yazamazdım kitabında kendi koşu hayatından ve yazarlığı ile bağlantısından bahsediyor. Ben o kitaptan sonra bir kez daha sevmiştim Murakami'yi. Koşuyor dediğime bakmayın, bunun için ülke dışında etkinliklere katılıp birinci olmuşluğu da var. 

Bu nedenle Haruki Murakami okumak isterseniz eğer açıkçası Koşmasaydım Yazamazdım kitabında önce onu tanıyıp sonra romanlarında yolculuğa çıkmanızı tavsiye ederim. Kendisi için ne denli zorlu bir yolculuk olduğunu, bir kitabın nice sürede doğduğunu okuduktan sonra kitaplarını daha başka bir açıyla okumaya başlıyorsunuz.

Ayrıca illüstrasyon kitapları da var Murakami'nin. Kat Menschik'in çizimlerini üstlendiği kitabın tasarımları da oldukça harika.

 -Uyku
- Tuhaf Kütüphane 
- Fırın Saldırısı 
- Doğum Günü Kızı 

yazara ait illüstrasyon kitaplarıdır. Bu kitaplar yarım saat gibi kısa sürede okunabilecek, kısa kitaplar olmasıyla birlikte romanları okumadan bunları okumanızı tavsiye etmem çünkü muhtemelen bir tat vermeyecektir. Ancak bu kısacık kitaplarda çok derin ve anlamlı insan dürtülerine dair bakış açısı var. 
Diyorum ya, Haruki Murakami zekasına hayranlık uyandıran nadir yazarlardan birisidir.
Eğer hiç okumadıysanız, bir şans verin derim.
Okumaya, anlamaya ve hissetmeye değer...


Çok sevgiler,
Mely 

                                                                                              5 Ağustos 2021

CONVERSATION

1 Yorumlar:

  1. Yazınızın başındaki fotoğrafı görünce gözümden kalpler çıktı diyebilirim :) Yazarın bütün kitaplarını okumasam da tarzını çok sevdiğim bir yazar. Farklı olduğu tartışmasız. Bu nedenle okurları uç noktalarda toplanıyor bana kalırsa. Benim kendisini sevme sebebim de bu farklılığı. Onun kitaplarını okurken havada süzülüyormuş gibi hissediyorum. Çok farklı bir havası var kurgularının, anlatımının. Karakterlerini çok soğuk buluyorum. Ancak bu durum onun tarzıyla bir bütün oluşturmuş halde benim için. Bu zamana kadar okuduğum diğer yazarların kitaplarını da hesaba katarsam, yazarın 1Q84 isimli kitabı en sevdiğim kitaplardan biri. Onun düş ile gerçeği iç içe geçirmesini seviyorum en çok da. Yazınız bilgilendirici ve heveslendirici bir yazı olmuş :) Çok sevdim. Kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil