Güzel Bir Gün, Özel Bir Misafir


 Yorucu ve yoğun geçen günlerin ardından kısa ama güzel bir günün anısını buraya bırakmadan rahat edemezdim sanırım. 
Bugün üniversite hocamı kahvaltıda ağırladım. Sözleştiğimiz günden beri beklediğim bugünü öyle güzel geçirdim ki buna ihtiyacım varmış dedim günün sonunda. Ve sırf bu yüzden bu yazıda can sıkan, tat kaçıran hiçbir şeyden bahsetmeyeceğim. Çok güzellik, çok huzur, çok sağlık ve ağız tadı. Gerisi boş!

Saat 10 gibi başladı evin o cıvıl cıvıl hali. Soframızda birinin daha olması, sohbetin çaya eşlik etmesi, konuşulacak onca şey. 
Geçtiğimiz gün hobilerden konuşmuştuk telefonda. Hiç yapmadığım, yapmaktan çok korktuğum etaminden bahsetmişti bana. Sağ olsun, bana da getirmiş. Öyle mutlu oldum ki. Hemen gösterdi de öğrendim bile. Şaka gibi, şuan etamin nasıl işlenir biliyorum. Yarın ilk işim etamin iğnesi ve 8 numara siyah ip almak, unutmadım. İlk etamin eserimi (bir kaosa dönmezse) salonun ortasına hem kendisinden hatıra olarak hem de ilk başarım olarak asacağım. Çok zor gözüküyor ama aslında çok pratik bir el işi. Kesinlikle kafa dağıtmalık bir şeyler aradığım şu dönemde etaminden daha iyisi olamazmış. Genelde mandala boyuyorum, bir seneden fazladır onlarla uğraşıyorum ama farklılık iyidir. Bazen boyama yapmaktan ellerim acıyor çünkü :)

İplerin rengi kalbimden vuruyor beni. Renkliliği öyle çok seviyorum ki. Huzur veriyor bana... Sırf bunun için bile denemeye, denemenin ötesinde işlemeye değer. Kısmetse bir ara bir etamin motifi daha alıp işleyeceğim ve hediye olarak göndereceğim. Bakalım önceden üniversite hocam, şimdi etamin hocam kaç verecek etamin işlememe? :) Kalmasak iyidir... ^^

Hatıra biriktirmeyi çok sevdiğim için ve hiç çıkartmadığım boyun ipine geçirmek için bir kolye ucu istemiştim. Öyle laf arasında geçmişti ki, böyle üstünde uzun uzun konuştuğumuz bir konu değildi yani. Unutmamış... Getirmiş. Bu satırları tamamlayıp yazımı yayına koyduktan sonra ilk işim boyun ipime o kolye ucunu geçirmek olacak. Biraz garip geliyor belki ama sevdiğim insanlardan, özlediğim insanlardan parçalar taşımak beni en savunmasız anımda güçlendiriyor. Bir hüzün çekse, bir hava kapasa elimde dokunup güç alabiliyorum. Bu da ''alo benim derdim var'' demenin daha kısa ve kimseyi sıkmadan çözmenin kendimce bir hali olabilir. Bu minvalde birkaç hatıram daha vardır, Allah ömür verdikçe de benimle kalacaklar. Belki seneler seneler geçmiş sesini duymadığım insanlardan kalan da böyle ufak parçalar var, o gülünüp eğlenilen yılların anısına hep benimledirler. 

Beni en mutlu eden şey bambaşkaydı.
Yukarıda gözüken taştı. Benim için çizilmiş, boyanmış ve hazırlanmış dahası da getirilip verilmiş olan taşı o kadar sevdim ki görgüsüzlük gibi olmasın WhatsApp profil fotoğrafına koyuverdim ^^ Şu dakikalara kadar evin her yerine dolaştırdım taşı, sürekli göreyim, gözüm takılsın istedim ve sonunda yatağımın başına sehpama koyma kararı verdim. Pilpi adını verdiğim kar küremin yanına iliştirip tamamlayacağım görevimi. 

Ben yorulmayı özlemişim. 
Doya doya bir şeyler için uğraşmayı, birilerini ağırlamayı, hep beraber gülmeyi ve sohbet etmeyi. 
Allah bize sağlık versin, daha nice böyle yazılarla buraya gelmemi nasip etsin. Seneler sonra bu yazının altında gizli tutmayı tercih ettiğim savaşın kazancına dair mutluluk yazılarıyla donatırım umarım. Ağzmızın tadı bol, keyfimizin hali pek olsun. Başka ne ister insan?
Hep derim ya... Yine aynı yere geliyorum.
''Herkes kalbinin ekmeğini yer...''

Ayrıca Sabahattin Ali'nin Sırça Köşk kitabını da bitirmiş oldum bugün. Çok üzülerek belirtiyorum senenin ilk kitabını ancak bitirebildim. Çok geçerli sebeplerim olsa da düzene koyuyorum gibi. Daha planlı ve zamanlamalı gitmeye çalışıyorum. Kendimce devrilen dengeleri kaldırıyorum diyelim. Hiç olmadı Yakup'a yemeği paslayıp kendimi kitap odasına kapatıp derşarj oluyorum, mis! Her neyse yahu, konu nasıl geldi buralara. Sabahattin Ali diyordum, bir önceki yayında kitaptan da bahsettim bol bol. Sevdim, severdim de zaten kitaplarını. Yine yanılmadım ama bu kitabı baya beğendim diyebilirim. İşte böyle güzel bir gündü. Şimdi elimde kahve günü sonlandırırken erken yatma planları içindeyim. Ufaktan loş ortamlara kendimi atıp uyku moduna hazırlansam iyi olur.
Şimdilik çok sağlık, çok mutluluk dileyerek ayrılıp, duanızı alırım. Siz duanızı eksik etmeyin, o dua yerini bilir.

Çok bi' sevgiler 

mely

CONVERSATION

2 Yorumlar: