Ölmek İçin On Üç Sebep


Son dönemlerde izlediğim en iyi dizilerden biri olarak kalbimdeki o çekmeceye kaldırdığım Ölmek İçin On Üç Sebep dizisinden bahsetmek istemiyorum senenin son yazılarında.
Sanıyorum ki 1.5 ay kadar önce başladım izlemeye. 4 sezon ve her bir sezonu 13 bölümden oluşan dizinin orjinali aslında bir kitap lakin kitap dizisi kadar uzun değil. Diziye çevrilirken bazen değişikliklere gitmişler elbette. Diziyi izlerken ve bitirdikten sonra izlediğim videolarda yapımcı ve oyuncuların belirttiği bir şey var ki o da ergen grupların arasında ortaya çıkan istismar ve zorbalıkların artış göstermesi. Bu durumdan etkilenen gençlerin hayattan kopmasını değil kurtarılmasını isteyen ekip bunun sağlanması adına tüm emeklerini sonuna kadar diziye adamışlar, öyle diyorlar.
Peki haklılar mı? Evet. Başarmışlar. Arkadaş zorbalıklarını ortaokul ve kısmen lisede yaşamış birisi olarak şunu diyebilirim ki o dönemin duyguları ve fikirleri tüm bunları sonsuz bir acı olarak görüyor. Zaman geçecek ama acılar ve bu zorbalık hiç bitmeyecek diye düşünüyor. Ben bunu tek başıma aşıp, kimseyle paylaşmadım. İzleri kaldı belki ama kalkamayabilirdim altından. Kalkamayan birçok insan gibi. Konuşsaydım, hakkımı bulmak isteseydim daha iyi olur muydu diye sorsanız keşke bunu yapacak kadar güçlü olabilseydim derdim şimdilerde. Acı, çok acı bir durum çünkü.

Diziden bahsetmek üzere konuyu biraz daha değiştireceğim şimdi. Konu Hannah'nın zorbalık ve tacizlere dayanamayıp bileklerini keserek intihar etmesiyle başlıyor. Dizinin ismi ise Hannah'nın ölmeden kaydettiği kasetlerden geliyor. Şöyle ki ölümüne bağlı tam on üç sebep sayıyor ve bunların her birine bir kaset ayırıyor. Bir nevi son intikamını alıyor diyebiliriz. Geride kalanların kasetteki gerçeklerle mücadeleye girmesi, kimi zaman altında ezilmesi kimi zaman da bu gerçeklerin ardına saklanma süreçlerine tanık oluyoruz. Kimileri menfaat cephesine geçiyor, kimi ise pişmanlık cephesine. Ve bir kişi, Clay, koskoca bir özlemin cephesinde kayboluyor. İşin özü de bu, Clay bu mücadelenin içinde kayboluyor. Üstelik kendisine ayrılan kaset diğer on iki kasetten farklı, sevgi ve minnet dolu olmasına rağmen...

Clay'i çok sevdim ben. Hatta oyunculuğuna öylesine hayran kaldım ki mimikleri, ağlama krizleri, küfür için kullandığı o replik. Gerçekten muhteşemdi. Öyle ki diziden sonra kendisinin oynadığı filmlere göz atıp hepsini izledim. Ne diyeyim, yetenek bazen yaradılışın içinde.
Onun o boşluğun içinde çırpındığı her anı hissettim. Onunla birlikte özledim Hannah'yı. Onunla birlikte ağladığım bile olmuş olabilir, ah Clay aaaah! ^_^

Hannah'yı canlandıran Katherine Longford'un ilk ciddi işiymiş bu dizi. Duyunca çok şaşırdım çünkü dizi dışında gerçek hayatına ait izlediğim videolardan yola çıkarak şunu diyebilirim ki bu rol yalnızca onun olabilirmiş. Ve bir rol bu kadar ustaca oynanabilirmiş. Taciz kurbanı bir kızı canlandırmak, bunun gerçekliğini yansıtmak o kadar kolay değildir. Fakat diyebilirim ki işin altından çok iyi kalkmış.
Benim için dizinin iki ana karakteri vardı onlar da Hannah ve Clay'di. Ve onlar da bu diziye anlam üstüne anlam katmakla meşgullerdi tüm dizi boyuunca.

Dizinin ilk sezonu sürekli ''aaaay şimdi ne olacak ki?'' diye düşünmekle geçiyor. Nasıl bitiyor anlamıyor insan. 2.sezon şaşkınlık ve öfke-hüzün ikilemi arasında geçiyor. Bu sezon da su olup akıp gidiyor.
3.sezon ise düğümler çözülüyor, gerçekler vuruyor kıyıya...
4.sezon ise biraz zorlama geldi bana. Gereksiz ayrıntılar ve fazlalıklarla doluydu. Ancak bazı noktalar vardı ki en basit örneğiyle Justin ayrıntısı gerçekten yürekten vuran bir kısımdı diyebilirim. Çok fazla beğenmemekle birlikte diziyi tamamladıktan sonra o gün buruk ve hüzünlü kaldım açıkçası. O finalde olmasını istediğim kimse kalmamıştı çünkü. Bunun hüznünü de hep taşıyacağım sanırım diziyi hatırladıkça.

Çok uzatmayayım.
Ergenlik dizisi gibi dursa da tek kaygısı gençliği kurtarmak olduğuna benimde inandığım çok güzel bir diziydi. Gençliğin iç dünyasına inişi öyle başarılı işlenmişti ki. Eminim birçok ülkede birçok insanın hayata tutunmasına fayda sağlamıştır. Kendisinin de dizide geçen unsurların çoğuna uğradığını ifade eden ve aynı zamanda yapım ekibinde bulunan Selena Gomez bu diziyle birlikte kurdukları yardım talep etme sitesinden çooook fazla yardım talebi geldiğini belirtiyor kamera arkası çekimlerinde. Sırf bunun için bile izlenmeye değer olduğunu düşünüyorum. Çünkü biliyorum, düşünce kalkması zordur. Hele o yaşta kalkmak düşmekten de zordur. Ben özellikle lise dönemindeki gençlerin okuması gerektiğine inanıyorum bu diziyi.
Gerçekten çok beğenip çok severek izledim. Gönül rahatlığıyla da tavsiye amacıyla buraya bırakıyorum yazımı. İzler de severseniz ne mutlu bana! *_*

CONVERSATION

0 Yorumlar:

Yorum Gönder