12 Ekim 2020 Pazartesi

Enola Holmes

Tam bir Sherlock Holmes hayranı sayılabilecek ben dizisini bir solukta bitirip, Sherlock Holmes karakterine hayat veren Benedict Cumberbatch'a da oldukça hayran kalmış, akabinde özel basım ciltli Sherlock Holmes kitaplarını toplamış, filmlerini ilk bitenlerden biri olmuştum. Bu nedenle Netflix bünyesinde Enola Holmes duyurusunu duyunca heyecanlanmıştım. Zira benim heyecan duymam için Holmes soyadı oldukça yeterli bir sebep... Sherlock Holmes'un yaratıcısı Arthur Conan Doyle şüphesiz çok zeki ve kıvrak bir zekaya sahip. Bunu hissetmek öylesine mümkün ki eserlerine hayran kalmamak mümkün değil. İşte tüm bu yeterli gerekçelerin arkasına dayanarak heyecanla bekledim Enola Holmes filmini...

Öncelikle filmden bahsetmek istiyorum. Film 2 saat civarında bir zaman dilimine sahip, Sherlock Holmes, kardeşi Enola Holmes ve Mycroft Holmes arasında geçen bir iç savaşı konu alıyor aslında. Bir yanda sebepsiz yere kendisine çok düşkün olan annesinin terk edişine yıkılan Enola, bir yandan vasi görevini üstlenen Mycroft, öte yandan kardeşi Enola için içinde hayranlık besleyen Sherlock. Ve hepsinin de karşısında iç savaşı ve görüşü uğruna kızından ve çocuklarından ayrı kalmayı göze alıp ortadan kaybolan anne...

Oyunculuklardan bahsetmek gerekirse oyunculuk konusunda eleştirim yok. Beni rahatsız eden herhangi bir şey olmamasıyla birlikte beğendiğimi bile söyleyebilirim. Her ne kadar Sherlock benim için Benedict'tir diye düşünüyor olsam da, her ne kadar gözlerim onu aramış olsa da ortaya çıkan tablo beni memnun etti. Belki Enola karakteri için biraz daha yaşı büyük bir kişi ve karakter oluşturulabilirdi ki bu kısımdan birazdan bahsedeceğim...

Filmin senaryosuna gelirsek... İşte burası en sevdiğim kısım oldu. Çünkü şunu çok iyi bilmek gerek, kült ve adını duyurmuş eserlere reyting, izlenme ya da satış kaygısı ile devamı serisi çıkartmak genelde sonu hüsranla biten bir durumdur. Üzer, tatmin etmez ve kısa sürede unutulur. Bu sebeple Sherlock Holmes gibi adı tüm izleyiciler ve okurlar tarafından duyulmuş böylesine özel bir eseri ele alıp, bu filmde de kardeşine yer vermek, onu ön planda tutmak kolay değildir. Ancak senaryo tek kelimeyle muhteşem. Asla Sherlock Holmes zekasını aratmayan harika ince nüanslar, ince vuruşlar, keskin zekalar... Hepsi gerçekten bir Holmes ailesi izlediğimi sürekli hatırlamama sebep oldu. Şifreleme gibi belli kodların işlenişi de ayrı güzeldi. Hiçbir şey Sherlock Holmes eserinden alınıp tekrara düşülmemiş, ince düşünülüp ayrıntılı yazılmış bir senaryo...

Ve filme gelirsek. İşte burayı üzülerek yazacağım ki beğenmedim. Bunca iyi yorumdan sonra beğenmedim dedirten şey nedir diyecek olursanız eğer, işleyiş. Aslında işleyişle birlikte Enola karakterinin yaş aralığı beni gençlik serisi filmi izliyormuş hissine itti. Yaşı, ergenlik döneminin henüz başlarında yer alan Enola'nın maceraları filmi gibi bir bütün oluşturdu gözümde. Onun dışında filmin sonu da beni tatmin etmedi. Enola'nın annesinin kaybı ile başlayan filmde sonuç çok havada, öylesine ve tatminsiz kaldı. Bunca acı, bunca ayrılık ve geri kalan her şey böyle tuhaf ve gereksiz hile sayılması mümkün sebep için mi yaşandı yani dedirtiyor. Doyurucu bir sebep arıyor ve bulamıyorsunuz. Halbuki 25 yaşını geçmiş bir Enola ile daha farklı bir son izleseydik... Eminim fikrim bambaşka olurdu ve bundan ziyade benim en'lerim arasında yerini bile alırdı. Dediğim gibi senaryo aslında gerçekten güzel... Tüm bunlardan şunu anlıyoruz ki oyuncu her şey. Kadro her şey... Kişiler senaryoyu altın harflerle de noktalayabilir, siyah kalemle de üstünü çizebilir. Bu tamamen iyi bir seçime bağlı... Senaryosunu sevdiğim fakat harcandığını düşündüğüm bir filmin yazısını da bloğuma eklemiş oldum.


Pek bi' sevgiyle,

Mely

Yorum Gönderme

Whatsapp Düğmesi yalnızca Mobil Cihazda çalışır

Ne Aramıştınız?