15 Eylül 2020 Salı

İlk Kedimi Nasıl Sahiplendim?


Kendimi bildim bileli kedilerin ve köpeklerin içindeydim. Ya bir kedimiz vardı, ya da kuşumuz. Mahallenin köpekleri, arka bahçenin keçisi... Hepsiyle sarılıp uyumanın hayallerini kuran bir çocuktum ben. Bugün böyle yeni nesil çocuklara bakınca geçmişime koskoca bir ''iyi ki'' çekiyorum. Hatta öyle ki kedilerden insanlara bulaşan tek hastalık olan mantar sürekli bulaşırdı mahallenin kedilerinden bana.
Kızarınca hemen koşar dolaptan kremi alır, anneme bile haber vermeye gerek duymazdım. İki güne kaybolur giderdi, yeter ki kedilerle oynayabilmiş olayım.
Öyle de oldu, kızaran her kızarıklık iki gün sonra unutulup gitti ama onların bana kattığı merhamet ve paylaşım ruhu, açtıkları ufkum, hayat görüşüm hiç bir zaman unutulmadı. Hep aklımda, aklımın en güzel köşesinde var oldu.

Evlenirken, evlendikten sonra 1 sene kadar da hiç kedi almayı düşünmedim aslında. Bir dönem alsam mı diye fikirler geldi belki ama hep savuşturdum bu ihtimali kendimden. Bir ara arkadaşlarımın ''sen nasıl yaşıyorsun kedisiz evde?'' diye dalga geçmeye başlamışlardı. Sonra zaman geçti, o yokluğu artık çok derinden hissetmeye başladım.

Başladım ama...

Hiç kedi bakmamış, titiz ve onlarla aynı ortamda yaşamanın steril olmadığına inanan bir insanın bu görüşüne saygı duymayıp ''hayır ben kedi istiyorum!'' demek olmaz. Ama oldu. Aynen de böyle oldu hatta :)
Kahve içiyorduk eşimle, ben kedi istiyorum 2.evlilik yıl dönümü de geliyor dedim. Net ve kesin bir şekilde geri çevirdiği teklifimi yine o gün o masada tamamladım. Şehrin Hayvan Koruma Derneği ile iletişime geçip bir kedi istediğimi, renginin, yaşının, boyunun hiç önemli olmadığı, engelli dahi olabileceği, yeter ki bir can yuva bulsun diye umduğumu belirttim. Bir kaç gün bekledim. Bir mesaj geldi.
Bir fotoğraf.
Gri, minnacık. Kedilerin aksine yusyuvarlak misket gibi kahve gözler. İnşaatın içinde korkup bağırmaya başlamış. 1 aylık bir erkek. Dernek başkanı almış eve hemen bana mesaj attı. İster misin? diye sordu. 
İster miyim değil, gelip alıyorum hatta, ilan koyma lütfen dedim.
Gittik aldık.
Giderken eşim başladı kurallarından bahsetmeye.
Yatak odası ve mutfağa girmek yok. Koltuklara çıkmayacak. Kum görüşümden çok uzakta kalacak. 
Peki bu kurallar kaç gün geçerlilik sağladı?
Gün değil, 1 saat. Çünkü eve geldik ve bizim minik ilk göz ağrımız eşimin bacaklarında uykusuna daldı hemen...
Sabah oldu, uyandık. Kapıyı açmamızla kapıda oturmuş bizi beklediğini gördük. İçimde bir şeyler ezildi o sabah sanki. Sarıldım ona sımsıkı.
Ertesi gün ilk işimiz doktorun yolunu tutmak ve karne çıkartmak oldu. Evet, bahsettiğim çocuk Aybars. 1 yaşında kısırlaşan, şimdi 2.5 yaşında olan ve sağlıklı bir şekilde hayatına devam eden benim yol arkadaşım, can yoldaşım, Aybartoş'um.


Onunla evde tek kalma fobimden kurtuldum. Seslere karşı aşırı duyarlılığımı yitirerek daha sıradan yaşamaya başladım. Sakinleşmeyi öğrendim. 
Ama bu çocuk gitti benci olmak yerine eşimci oldu çıktı, iyi mi?

Aslında en güzel hikaye eşimde.
Eşim ve Aybars'ın tanışması. Çünkü şimdi gözünün içine bakıyor eşim. İki kere hapşursa doktora mı gitsek fikrine kapılıyor endişeyle. İki yudum az su içse nedenini anlayana kadar etrafında dolaşıyor. Mutfak dışında evin tüm alanları onun, biz onun misafiriyiz aslında :)

Bazen soruyorlar, ben istiyorum ama evde annem / babam / eşim izin vermiyor , nasıl ikna edebilirim diye.
Bunun aslında net bir çözümü yok. Bazı insan aylar sonra, bazı insan aynı gün ikna olurken bazı insanlar da ömür boyu ikna olmak yoluna girmiyor. 
Sadece şunu diyebilirim, bu işin zorlamak ve baskılamak ile çözülmeyeceğine eminim. Neticede saygı duymak kavramından uzak durmamak gerek. Misal ben köpekleri çok seviyorum fakat yaklaşmak ve sevmek konusunda çok çekinik duruyorum. Beslerim ama dokunamam, küçükse daha kolay etkileşim kurabiliyorum elbet. Ama şimdi birisi bana koskocaman bir köpek getirip, yaşayacaksın bu çocukla dese gerçekten ters teper. Çünkü size mantıksız gelen şey karşı tarafın stres ve sıkıntı yaşamasına sebep olur.
Sürecin iyi anlatılması gerek. Temizlikleri, aşıları, düzeni...


Eğer nasipte varsa bir patili, o sizi muhakkak buluyor...
Bekleyin!


Pek bi' sevgiler ,
Mely

Yorum Gönder

Whatsapp Düğmesi yalnızca Mobil Cihazda çalışır

Ne Aramıştınız?