Canım Aliye Ruhum Filiz - Sabahattin Ali


Sabahattin Ali benim çok geç okumaya başladığım, okudukça da geç kalmışlığıma yandığım bir yazar oldu aslında. Neden bilmiyorum, merak etmedim hiç. Herkesin akıcı dili olduğunu söylemesine rağmen ben hep ağır, buhran ve dolu bir kalem olduğunu düşündüğümden sanırım bir türlü okumaya yanaşmadım. 
Geçen sene bir okuma grubuna dahil olmuştum instagram üzerinden. O dönem kaç kişiydik hatırlayamadım tam, zannediyorum ki 20 kişi civarıydı, Sabahattin Ali'ye ait İçimizdeki Şeytan kitabını okumuştuk. Hiç unutmuyorum sabah başlayıp gece bitirmiştim. Öyle çok sevmiştim ki...
Neden okumadım daha önce diye düşünmüştüm. Ancak İçimizdeki Şeytan kitabının arka yüzünü bilmediğimi sonradan öğrendim. Aslında kitap atıflar, göndermeler, karalamalar, savunmalar ve mesajlarla doluymuş... Bu nedenle birisi bana kitabı sorduğunda söylediğim şey; araştır. Dönemi araştır, süreci araştır, Nihal Atsız ile aralarında geçen sorunları araştır, öyle oku... Çünkü kitaptaki Ahmet öylesine bir Ahmet değil. Mehmet öylesine bir Mehmet değil. Her kimliğin altında bir isim var aslında.

Mektup tarzı kitaplara çok büyük bir açlık duymamama rağmen Canım Aliye, Ruhum filiz kitap yorumlarını çok okudum ve hep merak ettim. Ne var bu kitapta diye düşündüm çünkü ölümü çok üzücü Sabahattin Ali'nin. Bir cinayete kurban gidiyor.
Bunu bilerek, öğrenerek ve araştırarak okudum bu kitabı. Okurken hep gözlerim doldu, kalbim sızladı. Çünkü mektup kızı ve eşine yazılan mektuplar. Ve sonunu bildiğimden olacak ki bitirdiğimde ne çok hayal ne çok emek ve özlem yarıda kalmış diye düşündüm hep... 
Bir kavuşma var yolun sonunda, bunun için mücadele ediyorsunuz. Bunun için acı ve özlem çekiyorsunuz. Hasretin içinde, imkansızlığın içinden bir imkan doğurmak için kendinizi yakmanız gerekiyor. Her şey yolunu bulup akmaya başlayacakken dünyadan, hayal ortaklarınızdan, kızınızdan ve eşinizden koparılıyorsunuz. Bunun düşünce farklılığı, görüş ayrılığı ile açıklanması benim nezdimde imkansız. Eğer herkesin tek bir düşünce yapısı olması gerekseydi bunca ideolojik yaklaşım olmazdı, değil mi?
Bir şeyleri seçmek, tutmak, desteklemek gerekiyorsa eğer demek ki herkesin aynı yaklaşımda olmadığını düşünebiliriz. İşin daha da can alıcı kısmı ise cenazesine 2 ay sonra ulaşılması sanırım... İşte bu nedenle üzüldüğüm yazarlardan biridir Sabahattin Ali ve sevmeyeceğim bir kitabı bile olsa istemsiz yarı kırgın beğenirken buluyorum kendimi.

Bu kitabı da dediğim gibi çok yorumlanacak, edebi anlamda eleştirilecek bir tür değil zaten. Neticede mektuplar derlenerek kitap haline getirilmiş. Bir yazım kaygısı taşımayan, tek kaygının da özlemi hissettirebilmek olduğu satırlar.
Aralarda fotoğraflar ve mektupların orjinal hallerinin çekimi mevcut. En beğendiğim mektup türüydü bu kitap. O yüzden mektup türü seven ya da okumaktan rahatsız olmayan herkese ilk olarak önerdiğim kitaplar arasında yer alır.
Velhasıl kelam Sabahattin Ali Canı Aliye ve Ruhu Filiz'e yazmış, bize de okuması düşmüş gözler yaşlı...

CONVERSATION

0 Yorumlar:

Yorum Gönder