11 Eylül 2020 Cuma

Biohackers

Hem sıcakların etkisi, hem de işler güçler, şehir dışı seyahati derken bizim diziler epey askıda kaldı. Hali hazırda izlediğimiz diziler de var aslında. Mesela ben bilmem kaçıncıya Breaking Bad izliyorum, bilmem kaçıncıya daha da izlerim gibi duruyor. Bu genellemenin içerisinde Big Bang Theory, How I Met Your Mother gibi kalbimin baş köşe dizileri de dahil elbette. Her neyse, Netflix'in pek yakında listelerinde denk geldim ben Biohackers dizisine. Hem konu itibariyle ilgimi çekti, hem de Alman yapımı olduğunu görünce daha bir heyecanlandım. Almanya'nın sokaklarını, insanlarını, ağaçlarını, yollarını izlemek bile bir ayrı benim için...
Aslında eşimin pek tarzı değil diye tek başlayacaktım laf arasında söyledim bu diziye başlayacağım diye. Gel dedi, izleyelim. Durur muyum bir başladık, bir günde de bitirdik. Bu konuda dizi repertuvarı geniş arkadaş faydası ayrıntısını da es geçemeyeceğim, öneriler gittikçe doluyor bende ^^

Biraz diziden bahsetmek istiyorum aslında. Çünkü alışılmışın biraz daha dışında, klasik içeriklerin bir hayli dışında ve çok özgün bir diziydi izlediğim. 
Mia var, başrol oyuncumuz. Diğer ve gerçek adıyla Emma. Bir tüp bebek merkezindeki tedavi sonucu dünyaya geliyorlar ikiz kardeşiyle birlikte. Kardeşinin ölümü, ailesinin kaza süsü verilmiş cinayete kurban gitmesi, Mia'nın tüm bunlara tanık olması ve yıllarca bunun peşini bırakmaması. Hepsi onun bu yolculuğunun temelini atıyor aslında.

Buna sebep olan profesörün üniversitesini kazanarak asistanı olmak için elinden geleni ardına koymuyor ve başarıyor da. Bu yoldan aradığı bilgilere ulaşmaya çalışan, ilk etapta iyi giden ancak gittikçe zorlaşan ve en nihayetinde bir tren kazasıyla kızışan bu durum herkesin çıkarları doğrultusunda hareket etmesine neden oluyor. Ahlaki değerlerin ortadan kalktığı, kişisel menfaatlerin ön planda olduğu bu süreçte insanların iç yüzleri de birer birer ortaya çıkmaya başlıyor.

Dizinin konusu ve süreç gerçekten çok akıcı. Çok fazla ''yok artık böyle tesadüf olur mu'' diyeceğiniz sahne yok. Hatta neredeyse hiç yoktu benim. Çok gerçekçi, muhteşem çekimler, harika seçilmiş yüzler, müthiş mekanlar. Öyle başarılı geldi ki bana!
An itibariyle edindiğim bilgiler 2.sezon için onay aldığı yönünde. Alır valla, sonu aslında sonda olabilirdi ama devam etse daha iyi diyordum ki bu habere çok sevindim. Konu iyi yönetilirse 3 sezona kadar gidebilecek bir dizi ama yine de 2.sezon final olsa daha iyi gibi. Uzadıkça ana temadan uzaklaşıyor diziler. Bunun örneği hala nedensizce sevdiğim La Casa De Papel dizisinde de oldu. Allah'tan 5.sezon final sezonuymuş. İspanyolların kurgu mantığı gerçekten oldukça farklı. Almanlar ise benim için bu konuda çok çok önde...
Helal be memleket! :') 
Böyle farklı, dolu dolu, bilimsel ve genetik bir şeyler izlemek isteyen herkese hitap edecek bir dizi olduğunu belirterek ne diyorum?
Tez gel 2.sezon! 

Yorum Gönder

Whatsapp Düğmesi yalnızca Mobil Cihazda çalışır

Ne Aramıştınız?